30 Mayıs 2011 Pazartesi

Ünal Aysal Rüzgarları

























Ünal Aysal seçim öncesinde başlattığı rüzgarı sürdürüyor. Çok kötü bir sezon geçirmiş, dibe vurmuş Galatasaray'ı ayağa kaldırmak için ne gerekiyorsa belli ki fazlasını yapıyor, çabalıyor!..
     
Seçim öncesinde yapılan “Abrahamovic” benzetmesi, gün geçtikçe bambaşka bir boyuta geçiyor. Aysal tam da Galatasaray Başkanı'na yakışır bir duruş sergiliyor. Seçimden önce Fatih Terim ile anlaştığı iddia edilen Aysal, Fatih Terim'i açıkladı. Camia toparlanma emareleri göstermeye şimdiden başladı. Terim'in toparlayıcı yapısı, futbol bilgisi ve eşsiz motivasyon hüneri sayesinde Galatasaray kısa sürede ivme kazanacak gibi duruyor. Bence Terim'in bu yönleri ve Ünal Aysal'ın birleştiriciliği ve yöneticilik vasfı, bulunamaz denilecek bir hint kumaşı potansiyeli barındırıyor. 

Aysal göreve geldiğinden beri transfer haberlerinin ardı arkası hiç kesilmedi. Kesilecek gibi de durmuyor. Erken Bitirilen Elmander ve Selçuk İnan transferleri tam isabet denilecek cinsten. Elmander son 5 sezonda 156 maça çıktı ve 40 attı. Mücadeleci ve tamamlayıcı bir forvet özelliğinde. Baros'un sakatlık furyasından sonra Galatasaray'a ilaç olabilecek bir istikrara sahip. Belki bitiriciliği üst düzey değil ancak savaşmaya, mücadeleye çok yatkın bir yapısı var. Selçuk İnan ise Galatasaray'ın orta sahadaki “düz” niteliksiz oyuncu güruhuna tam da zıt bir görüntüde üstelik Türk! Galatasaray'ın daha transfer sezonu açılmadan bu 2 kilit oyuncuyla sözleşme imzalaması, önceki yıllarda yapılan yanlışlardan ders alındığına delalet. Sezon başı hazırlık kamplarında takım bir arada olur, bir kenetlenme yaşanırsa bu transferlerin özelliği daha da net ortaya çıkacaktır. 

Bir de ortada dolaşan isimlere bakalım mı? Drogba, Sinan Bolat, Kallström bu aralar yüksek sesle telaffuz edilen isimlerden bir kısmı. Drogba'nın transferi gerçekleşirse büyük olay! Ayrıca bildiğim kadarıyla Drogba transferi bitti sadece bir-iki ufak pürüz kaldı halledilmesi gereken. Sinan Bolat transferine de çok olumlu bakıyorum keza çok genç ve umut vadeden hem de başarılı bir file bekçisi. Kallström de Selçuk İnan ile birlikte orta sahayı ateşleyecek oyuncu olabilir. Elmander'e de destek olabilecek İsveçli futbolcunun da transferi oldukça olası görünüyor. 

Bize düşen 1 Haziran 2011'i beklemek. Görünen o ki transfer döneminin başlamasıyla birlikte Galatasaray camiasını ve Florya'yı oldukça hareketli günler bekliyor! 
20 Mayıs 2011 Cuma

Hayal Kırıklığı Yaratan Transferler


















Günümüz futbol endüstriyelleştikçe, futbola olan yatırım, harcanan para artıyor. Başta Avrupa olmak üzere futbolun hüküm sürdüğü tüm kıtalarda kulüpler büyük transferler peşinde koşuyor. İş futbolcuyu transfer etmekle bitmiyor elbette. Oyuncunun adaptasyonu, sağlığı, takımın ortamı aslında hepsi yeni transferlerin başarısını birinci dereceden etkileyen faktörler. İşte son 15 yıldaki en büyük hayal kırıklıklarının hikayeleri. 

Massimo Taibi (1999, Venezia'dan Manchester United'a £4.5m)
Yeni Peter Schmeichel'ı bulmak üzere harekete geçen Manchester United İtalya'nın Venezia takımında parlayan Massimo Taibi'yi transfer etti. Ancak Taibi'nin İngiltere'de geçen 4 ayda kazandığı tek şey "Kör Venedikli" lakabı oldu 

Francis Jeffers (2001, Everton'dan Arsenal'e £8m)
Arsene Wenger 2001 sezonunda İngiliz oyuncuyu büyük umutlarla transfer ettirdi ancak Thierry Henry ve Sylvian Wiltord gibi oyunculardan Jeffers'a pek fırsat düşmedi. Arsenal'de geçirdiği 2 senede sadece 4 gol atıp 22 maçta forma giydi daha sonra geldiği kulübe, Everton'a kiralık olarak geri gönderildi. 

Andriy Shevchenko (2006, Milan'dan Chelsea'ye £30.8m)
Dinamo Kiev'de parlayan Sheva, Milan forması altında efsaneleşmişti. 208 maçta attığı 127 golle Chelsea'ye transfer oldu. Chelsea'de geçirdiği 2 sezonda 47 maçta sadece tek gol atabildi. 2008-09 sezonunda eski takımı Milan'a kiralık olarak geri gönderildi. 

Adrian Mutu  (2003, Parma'dan Chelsea'ye £15.8m)
Chelsea'de kaldığı süre boyunca 27 lig maçında 6 gol atan Rumen yıldız, kokain kullandığı için Chelsea'den kovulduğu yetmiyormuş gibi üstüne 7 ay futboldan men cezası aldı. 

Juan Sebastian Veron (2001, Lazio'dan Manchester United'a £28.1m, 2003 Manchester United'tan Chelsea'ye £15m)
Sven-Goran Eriksson'un gözbebeği Veron; Sampdoria, Parma ve Lazio'da harika işlere imza attıktan sonra Manchester United'a transfer oldu. Ada futboluna adaptasyon sağlayamayan Veron, verimsiz geçen ilk sezona rağmen ikinci sezona fırtına gibi girdi, ancak sakatlıklar peşini bırakmadı. Chelsea ada futboluna uyum sağlayamayan yıldız oyuncuya bir şans daha verdi ancak Veron kullanamadı. Önce Inter'e daha sonra ise Estudientes'e kiralandı. 

Sergei Rebrov (2000, Dynamo Kiev'den Tottenham Hotspur'a £11.5m)
Dinamo Kiev'de Shevchenko ile birlikte Şampiyonlar ligi yarı finaline kadar yükselip, Şampiyonlar ligi gol kralı olan Rebrov, Tottenham macerasına iyi başlasa da 2001 Mart ayında göreve Glenn Hoddle'ın gelmesiyle forma şansı bulmakta zorlandı. Önce Fenerbahçe'ye kiralık gönderildi ardından West Ham United'a transfer oldu. 

Per Kroldrup (2005, Udinese'den Everton'a £5m)
Everton'a imza atan Danimarkalı defans oyuncusu Everton forması giyemeden kasık sakatlığı yaşadı ve ameliyat oldu. Aston Villa'ya 4-0 yenildikleri maçta ilk ve son olarak Everton forması giydikten sonra Fiorentina'nın yolunu tuttu böylelikle Kroldrup ada futbolunun en kötü transferlerinden biri olarak tarihe geçti. 

Massimo Maccarone (2002, Empoli'den Middlesbrough'a £8.15m)
İtalyan forvet oyuncusu, İtalya 21 yaş altı takımıyla Avrupa gençler şampiyonasında sergilediği performanstan sonra Middlesbrough'ya büyük umutlarla transfer edildi. İlk maçlarda iyi performanslar gösterse de arkası gelmedi. Önce Parma'ya ardından Siena'ya kiralık olarak gönderildi. Daha sonra 'Boro'ya dönüp Uefa kupasında mucizelere imza atsa da yetmedi, 2007 yılında tekrar Siena'nın yolunu tuttu. 

Denilson (1998, Sao Paolo'dan Real Betis'e £21.5m)
Sanırım fiyasko transfer denince akla gelecek ilk isim Denilson. 1997 Copa America'da tüm dikkatleri üstüne toplayan oyuncu, Real Betis'e transfer olduğunda dünyanın en pahalı futbolcusu ünvanını elde eden futbolcu kendisine duyulan güvene karşın takımın küme düşmesine mani olamadı. Betis küme düştüğünde Flamengo'ya kiralık olarak gitti, 2005 senesinde ise Bordeaux'ya transfer oldu daha sonra Brezilya, Amerika Birleşik Devletleri, Vietnam ve Yunanistan'a da yolu düştü. Denilson'un hem Betis'e hem de Brezilya milli takımına inanılmaz katkılar yapacağı düşünülürken o hiçbir zaman kendisinden bekleneni veremedi. 

Elvir Baljic (1999, Fenerbahçe'den Real Madrid'e £20m)
Bursaspor'da oynadığı 87 maçta 42 gol atan Elvir Baljic daha sonra Fenerbahçe'ye transfer olmuştu. Ülkemizde Beşiktaş'ı çalıştırsan John Benjamin Toschak Geremi ile birlikte Baljic'i Türkiye'den transfer ettimişti. Real Madrid'de geçirdiği 3 senede sadece 11 lig maçına çıkabilen Bosnalı oyuncu, sakatlıklar nedeniyle neredeyse Real Madrid'de hiç süre alamadı önce Fenerbahçe'ye sonra Rayo Vallecano'ya kiralandı, 2002 yılında Galatasaray'a transfer oldu. Yaşadığı sakatlıklar maalesef onun Dünya ve Real Madrid tarihinin en kötü transferlerinden biri olduğu gerçeğini değiştirmiyor. 

Diego Forlan (2002, Independiente'den Manchester United'a £6,.9m)
Arjantin'den Manchester United'a gelen Forlan, büyük ümitlerle transfer edilmişti ama kırmızı şeytanlarla çıktığı 98 maçta sadece 17 kez golle buluştu. Attığı gollerden çok, kaçırdığı altıpas üzerinden kaçırdığı gollerle adından bahsettirdi. Van Nistelrooy'dan sonra performansı yeterli gelmediği için Rooney Manchester United'a gelirken o da Villareal'in yolunu tuttu. 

Steve Marlet (2001, Lyon'dan Fulham'a £11.5m)
Jean Tigana'nın isteğiyle Fulham'a getirilen, Fulham'da oynadığı 54 maçta sadece 11 gol atabilen Marlet, Tigana'nın da kovulmasına zemin hazırladı. Tigana'nın da görevinden ayrılmasıyla 18 aylığına Marsilya'ya kiralandı. 

Alexander Hleb (2008, Arsenal'den Barcelona'ya £13m)
Beyaz Rusyalı futbolcu BATE Borisov'da oynarken ismini duyurdu. Önce Stuttgart'a ardından Arsenal'e transfer oldu. Arsenal'de çok iyi bir performans çizmemesine rağmen, Barcelona, taktik anlayışlarına biçilmiş kaftan olarak gördüğü oyuncuyu renklerine bağladı ancak Hleb hiçbir zaman Barcelona'nın oyun düzenine alışamadı Stuttgart'a kiralandı, şu anda İngiltere'de Birmingham City takımında top koşturmaya devam ediyor. 

Jonathan Woodgate (2004, Newcastle United'tan Real Madrid'e £13.4m)
Newcastle United'ta yaşadığı tekrarlayan sakatlıkları Real Madrid'e de taşıdı. Transfer edildiği zaman da sakattı. Real Madrid forması giymek için 1 sene bekledi. Sahaya çıktığı ilk maç olan Athletico Bilbao maçında, bir kırmızı kart gördü bir de kendi kalesine gol attı. 2006 yılında ilk 11'de yerini sağlamlaştırmıştı ki; sakatlıklar yakasını bırakmadı, 2006 yazında Middlesbrough'ya kiralandı. 2007 senesinde Marca gazetesi tarafından yapılan oylamada 21. yüzyılın en kötü transferi seçildi. 

Zlatan Ibrahimovic (2009, Inter'den Barcelona'ya £61m)
Inter'de geçirdiği 3 sezonda 116 maça çıkıp 66 gol ata Ibra-cadabra Barcelona'ya geldiğinden yer yerinden oynadı. Tekniği, zekası kadar fizik gücüyle de bilinen oyuncu Eto'o artı para karşılığında toplam 61 milyon £'a  mal oldu Barcelona'ya. İspanya'da çıktığı 29 lig maçında 16 gole imzasını atan Ibrahimovic tutuk görüntüsünden kurtulamadı, öyle ki Eto'o aranır hale geldi. Gerek adaptasyondaki zorluklar gerekse teknik direktör Guardiola ile yaşanan sürtüşmeler neticesinde İbrahimovic tekrar İtalya'ya, Inter'in ezeli rakibi Milan'a kiralandı.

Sporx.com Yazıları

Twitter

Blogger tarafından desteklenmektedir.

İLETİŞİM